İnsan Hakları Şemsiyesi Altında Çocuk Hakları

Çocukluk kavramının geçmişten bugüne birçok tanımının olduğu bilinmektedir. Çocukluk sosyolojik olarak toplumdan topluma farklı anlamlar taşımaktadır (Işıkçı,2015:18). Farklılığın ortadan kalkması ve toplum için de yaşayan bireylerin ortak kuralları olması durumu da çocuğu olumlu yönde etkilemektedir (Aral&Gülsoy,2001:1). Lakin, çocuk diğer bireylere göre fiziksel, psikolojik ve bedensel olarak yetersiz olduklarından dolayı küçük, insan yavrusu olarak da tanımlanmaktadır. Toplum içinde, çocukların hem akranlarına hem de yetişkinlere karşı haklarının korunması gerekmektedir (Dirican,2018:48). Bu hakların korunması ise ulusal ve uluslararası mevzuatlarla sağlanmaktadır. Mevzuatlar ile birlikte çocuk her şeyden önce insan olarak kabul edilmektedir. Uluslararası mevzuatlardan biri de “Çocuk Hakları Sözleşmesi”dir.

Çocuk hakları, insan haklarının şemsiyesi altında yer almaktadır. Ancak çocuk haklarının 20.yy’da geliştiğini göz önünde bulundurursak insan hakları beyannamesinin yetersiz olduğu durumu görülmektedir (Kurt,2016:101). Çocukların toplumda güçsüz ve korunmaya ihtiyacı olan bireyler olarak tanımlanmaları ise çocukların özel olarak haklar sözleşmesinin olmasını destekler niteliktedir. Bu sözleşme ile çocukların sosyal, psikolojik ve ekonomik alanlarda uğrayacak olduğu zararları ortadan kaldırmak ve en minimal şekilde düzenlemek adına fayda sağlayacağı düşünülmektedir (Dirican,2018:51-52). İnsan Hakları Beyannamesi’nin Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden önce olması sebebiyle çocuk haklarının zeminini oluşturmaktadır (Karatay&Çevik,2016:889). Çocuk haklarına dair sözleşmede ise hukuki olarak sorumluluk direkt olarak devletleri ilgilendirmektedir (Dirican,2018:40).

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ise 0-18 yaş arası bireylerin haklarını güvence altına almaktadır. Ve bu yaş aralığını çocuk olarak tanımlamaktadır.1 20 Kasım 1989 tarihinde imzalanmış olan Çocuk Hakları Sözleşmesi, Türkiye’de 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşme 54 maddeden oluşmaktadır. Sözleşmede dört temel ilke üzerinde durulmaktadır. Bunlar; yaşama hakkı, gelişim hakkı, çocuğun üstün yararı ve katılım hakkıdır. Çocuk hakları sözleşmesinin en temel ilkelerinden biri olan katılım hakkı ise ifade etme hakkı ile görüş bildirme hakkı gibi daha birçok hakkı da beraberinde getirmektedir (Koç vd,2019:108). Sözleşme kapsamında ilgili 15. Maddede ise çocuğun dernek kurma ve katılım hakkı şu şekilde yer almaktadır.

  1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.
  2. Bu hakların kullanılması, ancak yasayla zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlâkın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlamalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.2

Sivil toplum kuruluşları arasında yer alan dernekler ise toplumsal sorunlara çözüm bulmak ve bazı değerlerin korunması açısından büyük öneme sahiptir (Keyman,2006;Işıkçı,2019:515). Bilindiği üzere sivil toplum kuruluşları toplum içinde yer alan hassas kesimlere çeşitli desteklerde bulunmaktadır. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren küreselleşme politikaları tüm dünyaya hızla yayılmaktadır. Bu yayılma etkisi ile sivil toplum kuruluşlarının sosyal politika ve hizmet açısından önemli örgütlenmeler haline geldiği görülmektedir. Sivil toplum kuruluşlarının önemli rol aldığı alanlardan biri de ‘’çocuk hakları’’ olarak görülmektedir (Işıkçı,2019:515).

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne bakıldığında çocukların dernek içinde varlık göstermelerinin hakları içinde yer aldığı görülmektedir. Çocukların bu hakları kullanabilmesi için uygun ortamlara zemin hazırlamak gerekmektedir.  Ancak çocuklar tarafından kurulan derneklerin faaliyet alanını “çocuk oldukları” gerekçesi ile sınırlandırmak “paternalist bir bakış açısına” hizmet eder ve bu yaklaşım çocuklara karşı “yaş ayrımcılığı” yapılmasına sebep olur (Işıkçı,2019:525). Bu anlamda özellikle çocuklarla ilgili derneklerin yönetim, denetim, organizasyon bölümlerinde çocukların etkin bir şekilde varlık göstermeleri çocuğun ayrımcılığa maruz kalmamasın sağlayacaktır. Ayrıca çocuğun ileriki yaşamında hakları konusunda bilinçli bir yurttaş olmasına katkı sağlayacaktır.

KAYNAKÇA

1 v 2 https://www.unicef.org/turkey/%C3%A7ocuk-haklar%C4%B1na-dair-s%C3%B6zle%C5%9Fme Erişim: 12.12.2020

Aral, N., & Gürsoy, F. (2001). Çocuk hakları çerçevesinde çocuk ihmal ve istismarı. Milli Eğitim Dergisi151(5), 27-54.

Dirican, R. (2018). Tarihi süreçte çocukluk ve çocuk hakları. Çocuk ve Gelişim Dergisi2(2), 51-62.

Işıkçı, Y. M. (2019). Doğu karadeniz bölgesi’nin çocuklara yönelik sivil toplum kuruluşları yapılanması: dernekler üzerinden bir analiz. Turkish Studies14(1), 511-536.

Işıkçı, Y. M. (2015). Çocuk Gözüyle  Türkiye’de Çocuk Hakları Sorunu. Hegem Yayınları.

Karakaş, B., & Çevik, Ö. C. (2016). Çocuk Refahı: Çocuk hakları perspektifinden bir değerlendirme. Gazi Universitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakultesi Dergisi18(3), 887.

Koç, N. & Tavşancıl, E. & Demir, E. (2015). Çocuk dostu şehir girişimi ve çocukların gözüyle Ankara. İdeal Kent Araştırmaları Dergisi,  s. 17 s.108

Kurt, S. L. (2016). Çocuk haklarına ilişkin temel uluslararası belgeler ve Türkiye uygulaması. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, (36), 99-127.

Yazan:

Sıla Gülcan

Sosyal İklim Derneği Gönüllüsü

Leave a reply